Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

Yazılı ve Görsel Medyadaki Yansımalar

TÜRKİYE’DE AIDS’Lİ HASTA SAYISI ARTIYOR


30 Kasım 2015

IHA

Türkiye’de AIDS’li hasta sayısı artıyor. Türkiye’de AIDS’in arttığını kaydeden Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, “Vakaların çoğunluğu 25-49 yaş aralığındadır ve etkilenen bireylerin yüzde 83’ü erkektir. Yeni olgu sayısı her yıl artmaktadır.2014 yılının ilk 6 ayında 632; 2015 yılının ilk 6 ayında ise 893 yeni olgu bildirilmiştir” dedi.

Birleşmiş Milletler tarafından ilk kez, 1988 yılında ise 1 Aralık ”Dünya AIDS Günü” olarak ilan edildi. Bu tarihten itibaren 1 Aralık’ta HIV/AIDS’e dikkat çekmek için çok sayıda etkinlik düzenleniyor. Bu yılın teması “harekete geçme zamanı: şimdi” olarak belirlendi. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül, Birleşmiş Milletler’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS’in 2015 raporuna göre , dünya genelinde 36.9 milyon kişinin HIV virüsü taşıdığını kaydetti.

Prof. Dr. Önder Ergönül, “Raporda, AIDS ile küresel mücadele kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde çabalar iki katına çıkarılırsa, 22 milyon AIDS’e bağlı ölümün ve 28 milyon yeni HIV vakasının önlenebileceği vurgulandı. Rapora göre, dünya genelinde yaklaşık 36,9 milyon kişi HIV virusu taşıyor. Ancak 17,1 milyon kişinin HIV virusu taşımasına rağmen durumun farkında bile olmadıkları tahmin ediliyor. Bunun yanında, 22 milyon HIV taşıyıcısının tedaviye erişimi bulunmuyor ve bunların 1,8 milyonunu çocuklar oluşturuyor. UNAIDS, 2030 yılına kadar AIDS’i tamamen bitirmeyi hedefliyor. 2000 yılından bu yana 25,3 milyon kişi AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Her yıl 220 bini çocuk olmak üzere, 2 milyon kişi HIV ile infekte olmaktadır. Yine her yıl 150 bini çocuk olmak üzere, 1,2 milyon kişi bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Bu son derece yüksek rakamlara rağmen, genel olarak bakıldığında dünya çapında yapılan çalışmalar sonucunda, HIV ile infekte olma oranı erişkinlerde yüzde 35, çocuklarda yüzde 58; hastalığa bağlı ölüm oranı yüzde 42 oranında azalmıştır” dedi.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, Türkiye’de 1985’ten, Haziran 2015’e kadar toplam 10 bin 475 HIV/ AIDS vakasının görüldüğünü belirtti.

Doç. Dr. Asuman İnan, “Gerçek sayının daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Vakaların çoğunluğu 25-49 yaş aralığındadır ve etkilenen bireylerin yüzde 83’ü erkektir. Ülkemizde hastalığın görülme sıklığı düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısı her yıl artmaktadır. 2014 yılının ilk 6 ayında 632; 2015 yılının ilk 6 ayında ise 893 yeni olgu bildirilmiştir. Ülkemiz nüfusunun genç olması, nüfus hareketliliği, turizm ülkesi olmamız, kayıtsız çalışan seks işçilerinin artması, damariçi uyuşturucu kullanımının artması, korunmaya yönelik düzenli eğitimprogramlarının olmaması, HIV ile yaşayanlara yönelik ayrımcılığın devam etmesi gibi çok sayıda faktör bu artışın nedeni olabilir. Kesin sayı bilinmemekle birlikte kadın olguların çoğuna virüs eşinden bulaşmaktadır. Özellikle eşleri ileri dönem HIV/AIDS olgusu ise ve hayatını kaybederse, kadınlar hastalığın getirdiği yükün yanı sıra, çocuklarının ve kendilerinin yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, hem ekonomik hem de sosyal olarak çok büyük sorunlar yaşamaktadırlar” diye konuştu.

Doç. Dr. İnan, yıllar içerisindeki gelişmelere göz attıklarında sağlık Bakanlığı’nın bu konuda oldukça duyarlı olduğunu belirterek, “Örneğin ülkemizde HIV/AIDS olgularının tanı ve tedaviye ücretsiz olarak ulaşabilmeleri, gönüllü test ve danışmanlık merkezlerinin kurulması, HIV tanı ve tedavi rehberinin yayımlanması bu yaklaşımın sonuçlarıdır. Ancak olguların artışı da göz önüne alındığında bu konuda daha yapılacak çok iş olduğu açıktır. Dolayısıyla korunmasız cinsel temas, kan ve kan ürünleri, damariçi uyuşturucu kullanımı sırasında ortak enjektör kullanımı ve anneden bebeğe geçiş başlıca bulaş yollarıdır. Virüs dış ortamda uzun süre canlı kalamaz ve çamaşır suyu gibi dezenfektanlara duyarlıdır. Dokunmak, el sıkışmak, öpüşmek,sarılmak, aynı saunayı, havuzu, banyoyu, tuvaleti, tabağı, bardağı, çatalı, kaşığı kullanmak, aynı giysileri giymek, telefon kulaklığı, gözyaşı, ter, tükürük, sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de HIV/AIDS vakalarının yaşadığı en büyük mağduriyet hala damgalanma ve ayrımcılıktır. Yeni ilaçların kısa ve uzun dönemde etkinlikleri daha fazladır ve bu ilaçlar ile hastaların fiziksel görünümünü bozan, yaşam kalitesini düşüren yan etkilerin görülme riski büyük ölçüde azalmıştır. Ayrıca son dönemde kullanılan ilaçların tek tablette sunulması ile hastalara kullanım kolaylığı da mümkün olmuştur. Yine aşılar ve özellikle virüsün vücuttan tamamen atılması yani “kür” son dönemde üzerinde en çok çalışılan ve konuşulan konulardır. Yani yakın bir gelecekte hastalığın tamamen tedavi edilmesi mümkün olacak gibi görünmektedir” ifadesini kullandı.

Doç. Dr. Asuman İnan HIV/AİDS’in önlenmesi için yapılacaklar olduğunu vurgulayarak, “Sonuç olarak, HIV/AIDS artık ölümcül değil kronik bir hastalıktır. Ülkemizde vaka sayısı artmaktadır ve hastalığın tanı ve tedavisinin yanında önlenmesi de çok büyük önem taşımaktadır. Bunu sağlamanın ilk adımı toplumun öncelikle cinsel aktif yaştaki bireylerinin hastalığın bulaşma yolları ve korunma yöntemleri konusunda eğitilmesi, bu konudaki farkındalığın arttırılmasıdır. Tek eşlilik ve kondom kullanımı bilinen etkili korunma yollarıdır. Yine erken tanı ve tedavinin sağlanması, sadece hastaların yaşam kalitesi ve süresini arttırmayacak, aynı zamanda virüsün toplumda yayılmasının önlenmesine de önemli katkıda bulunacaktır” dedi.

 

İlgili Diğer Haberler:





DR. TANER YILDIRMAK: “CERRAHLAR, HIV VİRÜSÜNÜN KENDİLERİNE BULAŞMASINDAN ÇEKİNİYOR”

20 Aralık 2014 – 11:49

IHA

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) AİDS Çalışma Grubu Başkanı Dr. Taner Yıldırmak, AİDS vakalarında titiz olmaları gerektiğini belirterek, “Cerrahi branşlardaki hekimler halen hastalığın kendilerine bulaşmasından çekinmektedir” dedi.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) AİDS Çalışma Grubu Başkanı Dr. Taner Yıldırmak, AİDS’le ilgili açıklama yaptı. Yıldırmak, yaptığı açıklamada AİDS’in en çok erkeklerde görüldüğünü belirterek, “Türkiye’de AİDS hastalığının görülme sıklığı düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısı her yıl artıyor. 1985’ten Aralık 2013’e kadar Sağlık Bakanlığı’na toplam 7 bin 606 HIV/AİDS vakası bildirildi. 2013 ise 1391 ile en çok olgunun ortaya çıktığı yıl. AİDS’ten etkilenen bireylerin yüzde 82’si erkek ve enfeksiyon en sık 30-39 yaş aralığında görülüyor. 2014 yılının ilk 6 ayında, 632 yeni olgu belirlendi olup; bu sayı bir önceki yılın aynı dönem sayılarından daha fazla. Her geçer yıl artış gösteren AİDS hastalığının takip ve tedavisi, hastalığın kontrol altına alınması açısından önem taşıyor” dedi.

Dr. Taner Yıldırmak, HIV enfekte hastaların takibini üstlenecek asistan ve uzmanların eğitiminin önemli olduğunu kaydederek, düzenledikleri “İlk Adımda Hasta Yönetimi” konulu II. HIV/AIDS Kursu hakkında“Bu kurs infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji asistanlarına ve HIV infekte hasta takibi üstlenecek uzmanlarımıza becerilerini geliştirebilmeleri için güncel temel bilgilerin aktarılmasını amaçlamaktadır. Hastayla ilk karşılaşmada kendisi ve yakınlarına danışmanlık verilmesi, hastanın hastalığı kabullenmesini, doğru algılamasını ve işbirliğini sağlamak önde gelen zorluklardır” şeklinde konuştu.

Dr. Taner Yıldırmak, AİDS’li tanımı yerine HİV ile yaşayan ya da HİV pozitif kişi denilmesinin tercih edildiğini belirterek, “En önemlisi toplumdaki ayırımcılık, damgalanma ve dışlanmadır Damgalanma ve ayrımcılığın yok edilmesi ile birlikte hastaların erken tanı ve tedaviye ulaşması sadece kendi sağlıklarını koruma değil toplumda infeksiyonunun yayılımını da engelleyeceği için çok önemlidir. Bunların hasta üzerinde yarattığı baskılar tedavi başarısını olumsuz etkileyebilmektedir. Hastalığın teşhis ve tedavisine verilen önem tek başına yetersizdir. Hastalıktan korunma bilincinin topluma aşılanmasında ve yeni kuşakların sistematik eğitilmesinde, hassas ve ulaşılması zor grupların özel proje ve desteklerle korunmasına yeterli önem verilmemektedir ve sorunlar vardır” dedi.

CERRAHLAR HİV’İN KENDİLERİNE BULAŞMASINDAN KORKUYOR
Sadece hastayı takip eden uzmanların değil, her branştan hekimin titiz, yapıcı ve sabırlı bir yaklaşım göstermesi gerektiğini ifade eden Taner Yıldırmak“Sadece takip eden uzmanların değil her branştan hekimin bilinçli, titiz, yapıcı ve sabırlı yaklaşımı hastanın takip ve tedavi süreçlerinin başarıyla sürdürülmesinde kritik önemdedir. Özellikle cerrahi branşlardaki hekimler halen hastalığın kendilerine bulaşmasından çekinmektedir. Tedavide amaç hasta kanında virüs yükünün baskılanması ile bağışıklık sistemindeki eksikliğin mümkün olduğunca normal düzeye getirilmesidir. Hekim olarak döneme ve çalışılan kuruma göre kendine özgü sorunlar olabilir. Bu hasta grubunun izleyecek hekimlerin güncel bilgileri yakın takip etmesi, özveri ve sabırla davranmaları gerekmektedir” diye konuştu.

Artık ölümcül değil

 

 

AA

20 Aralık 2014

Klimik Derneği AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, HIV virüsü ile AIDS’in artık ölümcül değil, kronik bir hastalık olarak kabul edildiğini belirterek, hastalıkla yaşlananların tansiyon, şeker, kalp hastalığı gibi ek hastalıkları olduğunu bildirdi.

İnan, yaptığı yazılı açıklamada, AIDS hastalarının hastalıklarını ilk öğrendiklerinde kabullenmeme ve panik duygusu yaşadıklarını, işleri ve aileleri konusunda kaygıya kapıldıklarını kaydetti.

Hastalığın cinsel yolla bulaşması nedeniyle hastaların özellikle izole bir ortamda bilgi almak istediklerini, hastanelerin iş yoğunluğu nedeniyle bunun her zaman mümkün olamadığını aktaran İnan“Sağlık Bakanlığı Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezi olduğumuz için deneyimli bir hekimle ilk görüşmelerini yapmış olsalar bile tedavi ve gelecek yaşam kalitesi konusunda konuşulduğu, önemli bilgiler ve kararlar verildiği için tedirgin oluyorlar. Ayrıca enfeksiyonun durumunu belirlemek için çok sayıda tetkik ve farklı disiplinlerden görüş istendiği için doğal olarak yoruluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

HEKİMLER DE HASTALIĞIN BULAŞACAĞI KAYGISI TAŞIYOR

HIV/AIDS hastalarını izleyen hekimlerin dışında kalan doktorların, bulaşma yollarını tam olarak bilmediklerinde, hastaları yanlış yönlendirebildiklerini vurgulayan İnan, hastaların, yanlış bilgilenme sonucunda hastalıklarının ölümcül olduğunu düşünerek, ümitsizliğe kapılabildiklerini aktardı.

İnan“Hekimlerin de en çok hastalığın kendilerine ya da diğer hastalara bulaşması, ameliyathane ya da hastane ortamı içinde yayılmasından çekindiklerini, yapacakları tetkik ya da girişimlerin olumlu bir sonuca varmayacağı kaygısı taşıdıklarını düşünüyorum. Hastalığın bulaşma yolları ve güncel yönetimi konusundaki bilgi ve farkındalıklarını artırmalarını, çok yoğun olsalar da zaman ayırıp, kurslara ve diğer eğitim programlarına katılmalarını öneriyorum” ifadelerine yer verdi.

Doç. Dr. Asuman İnan, virüsün dış ortamda uzun süre canlı kalmadığını belirterek, çamaşır suyu gibi dezenfektanlara karşı duyarlı olduğunu, tokalaşma, öpüşme ve havlu gibi ortak eşyaların kullanımıyla bulaşmadığını kaydetti. İnan, hastalığın, en çok korunmasız cinsel temas, kan, semen gibi virüsü taşıyan vücut sıvılarıyla bulaştığını bildirdi.

“HIV VİRÜSÜ ARTIK ÖLÜMCÜL DEĞİL KRONİK BİR HASTALIKTIR”

En bulaştırıcı grubun viral yükü yüksek olan ve tedavi almayan hastalar olduğunu belirten İnan, bulaşma ve bulaşmama yollarının kesin olarak bilinmesinin, hastalara yaklaşımı değiştireceğini dile getirdi.

Klimik Derneği AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, açıklamasında şunları kaydetti:

“Bazen evlilik öncesi testlerde pozitif çıkan hastalarımın evliliklerinin iptal olması, işten başka nedenler gösterilerek çıkarılmaları, aileleri tarafından dışlanmaları, ek hastalıkları için gerekli girişimlerde aksamalar, sadece insan olarak beni üzmekle kalmayıp, tedavi ve hastalık sürecini de etkileyen durumlardır. HIV/AIDS artık ölümcül değil, kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu hastalıkla yaşlanan hastaların tansiyon, şeker, kalp hastalığı gibi ek hastalıkları olmaktadır. HIV enfeksiyonu olanların test yaptırmalarının, tedavi olmalarının, her türlü sağlık sorunları için gerekli tıbbi bakımı en iyi şekilde almalarının kolaylaştırılması, sosyal ilişkileriyle işlerinin bu durumdan etkilenmemesinin sağlanması, normalleştirilmesi, vakaların ortaya çıkması ve hastalığın yayılımının önlenmesi için en etkili yol olacaktır diye düşünüyorum.”

1 Aralık Dünya AIDS Günü

01 Aralık 2014 Pazartesi, 11:37

İSTANBUL (AA) – Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, 240 bini çocuk olmak üzere 2,1 milyon yeni HIV/AIDS vakası tespit edilen 2013’te 1,5 milyon kişinin hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, hastalığın Türkiye’de de görülme sıklığı düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısının her yıl arttığını bildirdi.

İnan, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, HIV/AIDS virüsünün 1981 yılında tanımlanmasından bugüne kadar 78 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğunu, 39 milyon kişinin de AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybettiğini ifade etti.

Dünyada yaklaşık 35 milyon kişinin HIV/AIDS ile yaşamını sürdürdürdüğünü belirten İnan“2013 yılında 240 bini çocuk olmak üzere 2,1 milyon yeni HIV/AIDS vakası ortaya çıktı. Geçen yıl toplam 1,5 milyon kişi bu hastalık nedeniyle öldü. Ülkemizde hastalığın görülme sıklığı düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısı her yıl artmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

İnan, 1985’ten 2013’ün sonuna kadar Sağlık Bakanlığına toplam 7 bin 606 HIV/AIDS olgusu bildirildiğine dikkati çekerek, 2013’ün 1391 olguyla en çok yeni olgu saptanan yıl olduğunu bildirdi.

Virüsten etkilenen bireylerin yüzde 82’sinin erkek olduğunu ve enfeksiyonun en sık 30-39 yaş aralığında belirlendiğini aktaran İnan, bu yılın ilk 6 ayında, 632 yeni olgu saptandığını ve bunun bir önceki yılın aynı dönemindeki rakamlardan daha fazla olduğunu anlattı.

“AIDS artık ölümcül değil, kronik bir hastalıktır”

Doç. Dr. Asuman İnan, HIV/AIDS’in tanı ve tedavideki ilerlemeler sonucunda artık ölümcül değil, kronik bir hastalık olarak kabul edildiğini vurgulayarak, “Erken tanı ve uygun tedaviyle hastaların beklenen yaşam sürelerini uzatmak, yaşam kalitelerini arttırmak mümkündür. Enfeksiyonun kişiden kişiye bulaşması başlıca korunmasız cinsel temas ve damar içi madde kullanımı sırasında ortak enjektör kullanımıyla olmaktadır. Tek eşlilik, kondom kullanımı gibi uygun yöntemlerle bulaşmanın önlenmesi ve hastalıktan korunulması mümkündür” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler tarafından ilk kez, 1988 yılında 1 Aralık’ın Dünya AIDS Günü olarak ilan edildiğini anımsatan İnan, şöyle devam etti: “Bu günün amacı çeşitli etkinliklerle HIV infeksiyonunun yayılmasına ve AIDS hastalığının artışına karşı farkındalığı arttırmaktır. Her yıl bir slogan belirlenmekte ve hükümetler, sivil toplum örgütleri ve basın aracığıyla konuya dikat çekilmeye çalışılmaktadır. Bu yılın teması ‘Close the Gap’, ‘Açığı Kapat’ olarak belirlenmiştir. Bu slogan ile sıfır infeksiyon hedefine ulaşılabilmesi için, HIV infeksiyonunun ve AIDS hastalığına bağlı ölümlerin önlenmesi, eğitim ve kaynak sağlanması, tanı ve tedaviye erişim konularındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiği anlatılmak istenmektedir”  İnan, dernekleri aracılığıyla Türkiye’de hastalığın önlenmesi ve hastaların bakım ve tedavilerini yürütme görevlerini üstlenen hekimlerin asistanlık yıllarından başlayarak bilgi ve beceri düzeylerini artırmayı hedeflediklerini belirterek, bu kapsamda ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kuruluşlarıyla, dernekler ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde, toplumun gençler başta olmak üzere tüm bireylerini, damgalama ve ayrımcılığın önlenmesi, enfeksiyondan korunma yolları, erken tanı ve tedaviye erişim gibi konularda bilinçlendirme yönündeki çabalarını devam ettirmeyi amaçladıklarını ifade etti.