Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

Asistan Hekimler Tüm Yurtta Eylemdeydi

Asistan Hekimler Tüm Yurtta Eylemdeydi

26 ŞUBAT 2014

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, eğitim hakları, özlük hakları ve halkın sağlık hakkı için bir haftadır ‘G(ö)REV’de olan asistan hekimlere tüm yurttan destek geldi.

Türk Tabipleri Birliği’nin çağrısıyla 26 Şubat 2014 tarihinde tabip odaları asistan hekimlerin de katılımı ile bulundukları illerde basın açıklaması düzenleyerek İzmirli meslektaşlarını desteklediklerini ve haklı taleplerinin arkasında olduklarını ifade ettiler.

İzmir’deki tüm hastanelerden hekimler ile sağlık çalışanlarının katılımıyla Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan ile TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Fatih Sürenkök’ün de katıldığı bir basın açıklaması düzenlendi.

Basın açıklamasına İzmir’deki diğer eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde çalışan asistan hekimler de iş bırakarak destek verdi. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam ile SES Genel Başkanı Çetin Erdolu da basın açıklamasına katılanlar arasındaydı.

Ankara
Ankara Tabip Odası, 19 Şubat’tan bu yana direnişe devam eden asistan hekimlere destek vermek üzere Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası bahçesinde basın açıklaması yaptı. Ankara Tabip Odası ve TTB tarafından yapılan ortak açıklamada, İzmirli meslektaşlarına “yalnız değilsiniz” mesajı veren hekimler, tıp eğitiminin giderek niteliksizleştiğinin altını çizerek, “Eksik yetişmiş hekim ve sağlık çalışanı, hatalı tanı, yanlış tedavi demektir. Halkımıza bunu yapmayın.” dediler.

SES ve Türk Hemşireler Derneği temsilcilerinin de katıldığı basın açıklamasında konuşan ATO Başkanı Dr. Özden Şener, tıp fakültesindeki hocalardan bu fakültelerin tahrip edilmesine ve yok edilmesine seyirci kalmamalarını istedi. Basın açıklamasına TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan da katıldı.

Basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi: “2003 yılında toplam 41 olan tıp fakültesi sayısı bugün 74. Tıp fakültelerinin 2003 yılında Türkiye genelinde toplam kontenjanı 4550 idi. Yeni açılan fakültelerle birlikte bu sayı 2008 yılında 6098’e, 2011 yılında 8205’e, 2012 yılında 8915’e yükseldi. Bu yıl devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinin kontenjanlarının artırılması sonucu toplam kontenjan 11 bin 37’ye ulaştı. Görüştüğümüz fakülte dekanlarının istisnasız hepsi YÖK’ten kontenjan azaltma talebinde bulunduklarını ifade ediyorlar. Ama YÖK aksini yapıyor. Bu yıl YÖK tıp fakültesi öğrenci kontenjanlarını % 20-25 artırdı. Son bir yılda kontenjanlar Ankara Tıp’ta 280’den 335’e, Hacettepe’de 320’den 385’e, Gazi Tıp’ta 330’dan 400’e çıkarılmış bulunuyor. Bırakın laboratuvarlara, kadavra masalarına sığamamayı; artık öğrenciler amfilerde merdivenlerde ya da bir kenarından kürsüye ilişerek ders dinliyorlar. Hocalar, öğrencilerin hepsi derse gelmesin diye dua ediyor. Bugün Türkiye’deki bütün sağlık kuruluşları performansa, kara odaklanmış halde. O nedenle asistanların eğitim saatleri giderek azalıyor. Seminerler dinlenme saatlerine kaydırılıyor. Buna karşılık asistanlara her gün daha çok hasta bakma, daha çok nöbet ve nöbet sonrası çalışmaya devam dayatılıyor. Asistan sayısının giderek azalmasıyla iş yükü katlanarak artıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın ve YÖK’ün ülkenin hekim ihtiyacını planlamakta yetersiz kaldıklarını, büyük hatalar yaptıklarını görüyoruz. Kimi fakültelerde kadrolaşma bütün hızıyla sürüyor. Öğretim üyeleri performans, sürgün, soruşturma baskısı altında çalıştırılıyor. Öğretim üyesi kiralama yasaları çıkarılıyor. Emek değersizleştiriliyor”.

Basın açıklamasında Sağlık Bakanı’na ise şöyle seslenildi: Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz: “Sağlığı, insanların hastalığını üzerinden para kazanılacak, kar edilecek bir alan olarak görmekten vazgeçin. Eksik yetişmiş hekim ve sağlık çalışanı, hatalı tanı, yanlış tedavi demektir. Halkımıza bunu yapmayın. Bu iş yükü altında iyi sağlık hizmeti olmaz. Hastalarımız da bunu görüyor, artık aldıkları sağlık hizmetine güvenemiyorlar. Eksik, hatalı her tıbbi işlemin sorumlusu sizsiniz. Halkın sağlığı insan odaklı, doğru sağlık hizmeti planlamasıyla, iyi yetişmiş hekimlerle ve sağlık personeliyle gelişir. Bize, sağlık meslek örgütlerine kulak verin”.

İstanbul
İstanbul’da da iki ayrı hastanede;  Şişli Etfal ile Göztepe Eğitim ve Araştırma hastanelerinde basın açıklamaları gerçekleştirildi. Şişli Etfal’de gerçekleştirilen basın açıklamasına İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Feray Kaya da katılırken, SES Şişli Şubesi ve Devrimci Sağlık-İş üyeleri de destek verdiler.
Basın açıklamasında konuşan Prof. Dr. Taner Gören şunları söyledi: “Hekimlik hizmeti gelişi güzel bir hizmet değildir, hekimlik hizmetlerinin olmazsa olmazları vardır. Hastanızla konuşacaksınız, onları anlayacaksınız, muayene edeceksiniz. Fiziki muayene olmadan, hekimlik yapılamaz. Ama bugün bu ülkede günde 300 hasta muayene edilmektedir. 3- 5 dakikalık süreler içinde hastalar muayene edilmeye çalışılmakta, reçeteler yazılmaktadır. Bu koşullarda, böylesi bir sağlık ortamında hizmet vermeye çalışan hekimlerle hastalar karşı karşıya kalıyorlar. Oysa bu sağlıksız ortamın sorumlusu hekimler değil, bizlere dayatılan sistemdir. Bizler TTB ve İstanbul Tabip Odası olarak iyi hekimlik için mücadele edeceğiz.”

Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimlik binası önünde yapılan basın açıklamasına ise İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Ali Özyurt ve Dr. Ümit Şen de katıldılar.

Manisa
Manisa Tabip Odası ve Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi asistanları tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Son zamanlarda asistan hekimlerin ve bütün sağlık çalışanlarının üzerinde, kinini, nefretini, adaletsizliğini, öfkesini kusmayı amaç edinmiş bir hayalet dolaşıyor. Bugün yeniden Yeşilyurt’ta hortlayan bu hayalete karşı insanlığımızı şahlandırma zamanıdır. Direnen Yeşilyurt asistanlarına ve tüm direnenlere dost elimizi uzatma günüdür. Şimdi buradan tüm kalbimizle haykırıyoruz: Diren Yeşilyurt, Celal Bayar asistanları yanında…”

Bursa
Bursa Tabip Odası tarafından Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi bahçesinde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, İzmirli genç hekimlerin taleplerinin Türkiye’deki tüm genç hekimlerin ortak talepleri olduğu belirtilerek, nitelikli sağlık ortamı için nitelikli sağlık eğitimi gerektiğine vurgu yapıldı. Açıklamada, “Uzun mesai saatleri, nöbet ertesi çalışma, şiddete uğrama endişesi, güvencesiz ücretlendirme gibi sebeplerle birlikte asistan hekimlerin iyi bir eğitim almaları sadece hayaldir. Asistan hekimler sadece bugün değil gelecekte de sağlık hizmeti sunucularıdır. Bu nedenle onların bugün yaşadıkları sorunlar tüm toplumu ilgilendiren bir durumdur. Sağlık kurumlarına başvuruda kolaylık adı altında bir kaosun yaşandığı, basamaklı sağlık sisteminin kalktığı günümüz koşullarında üçüncü basamak sağlık kurumu olan üniversite ve eğitim araştırma hastaneleri büyük bir iş yükü altında ezilmekte ve bu iş yükünü sıklıkla asistan hekimler sırtlamaktadır. Uzmanlık eğitimi almak için bu kurumlarda görev alan asistan hekimler, poliklinik yükü, nöbet fazlalığı, konsültasyon hizmeti v.b. işlere koşmakta, insanlık dışı koşullarda çalışmakta ve nitelikli uzmanlık eğitimi alamamaktadır.” denildi.

Çanakkale
Çanakkale Tabip Odası ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi asistanları da basın açıklaması yaparak İzmirli meslektaşlarını desteklediklerini belirttiler.

Karabük
Karabük Tabip Odası tarafından yapılan basın açıklamasında ise  “Genç meslektaşlarımızın talepleri tüm Türkiye’deki genç hekimlerin ortak talepleridir. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile Türkiye sağlık ortamında yapılan değişiklikler, sağlık çalışanları için dayanılmaz çalışma ve yaşama koşullarını dayatmış durumdadır. Asistanından öğretim üyesine, aile hekiminden diş hekimine, hemşiresine, teknisyenine, taşeron işçisine kadar sağlık çalışanları iş yükü altında ezilme, emeğinin karşılığını alamama, nitelikli sağlık hizmeti verememe, şiddet dahil her türlü olumsuz çalışma koşullarına maruz kalma, geleceklerinden ümit besleyememe durumundadırlar. Böylesi koşullarda İzmir’deki asistan hekimlerin direnişleri sonuna kadar meşrudur. Genç meslektaşlarımızın bu haklı direnişi yürekten destekliyoruz.” denildi.

Kocaeli
Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli asistan hekimler çalışma şartlarının iyileştirilmesi talebiyle iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Eyleme Kocaeli Tabip Odası da destek verdi. Yapılan basın açıklamasında mevcut sistemde asistan hekimlerin adeta kölelik düzeniyle çalıştırıldığı vurgulanarak “Asistan hekimlerin çalışma koşulları, talepleri doğrultusunda düzeltilmelidir. Eğitimlerine yeterli mekan, kaynak ve olanak sağlanmalıdır. Nitelikli sağlık, nitelikli eğitim istiyoruz. 19 Şubat’ta İzmir’de başlayan ve devam eden asistan hekim arkadaşlarımızın haklı eylemini destekliyor, bugün ülkemizin çeşitli hastanelerinde bu eylemlilik halini saygıyla selamlıyoruz.” denildi.

Eskişehir
Eskişehir Tabip Odası tarafından yapılan basın açıklamasında ise İzmirli asistan hekimlerin sadece verecekleri sağlık hizmetinin niteliğini, hastalarının sağlığını ve alacakları eğitimi önemsediği ifade edilerek, şöyle denildi: “Bu isteklerin karşılanması son derece kolaydır. Ancak karşımızda yer alan özelleştirmeci, sağlığı hak olarak görmeyen, sağlığı patronlar için bir kar aracı olarak gören AKP iktidarı bu insani talepleri görmezden gelmekte, çoğu kez de tehditle, baskıyla bu talepleri baskılamaktadır. Bizler Eskişehir Tabip Odası olarak, Eskişehir’deki asistan hekimler ve hekimler olarak bu taleplerin karşılanmasını istiyoruz. TTB olarak yıllardır nitelikli sağlık hizmeti vermenin başlıca yolunun nitelikli eğitimden geçtiğini söylüyoruz. Ancak bugün gelinen aşamada ülkenin sağlık eğitimindeki tablo oldukça vahimdir. Ülkemizde son 10 yılda tıp fakültesi sayısı yeterliliklerine bakılmaksızın 47’den 81’e, tıp fakülteleri kontenjanları 4500’den 11000’lere çıkmıştır.

Bugün sınıfı, amfisi, laboratuvarı olmayan, olanına da öğrencisi sığmayan fakültelerde hekimler ve diğer sağlık çalışanları yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Hem üniversite, hem de Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’nde uygulanmakta olan performans ve ciro baskısı ile ağır iş yükü altında çalışmak zorunda olan asistan ve öğretim üyeleri, eğitim ve araştırmaya zaman bulamamaktadır. Asistan hekimler haftalık 72 saate varan mesailer gibi insani olmayan çalışma süreleri altında adeta ezilmektedir. Bu koşullarda eğitimin yetersiz olacağı çok açıktır. Bilimin ve niteliğin giderek göz ardı edildiği, ticari, politik kaygıların ön plana çıkarıldığı bir tıp eğitimine karşı öncelikle akademik kadroları mücadeleye çağırıyoruz”.