Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

Bir Eğitimden Geriye Kalanlar…

Hollanda’nın Nijmegen şehrinde üç ay süren İnfeksiyon Hastalıkları Epidemiyolojisi eğitiminin ardından, bu eğitim için bana referans olan, her türlü desteğini ve konu ile ilgili deneyimlerini paylaşan Prof. Dr. Önder Ergönül’ün önerisiyle bu derlemeyi hazırladım. Bu derlemenin amacı yurtdışına gidecek ya da gitmek isteyen meslektaşlarıma katkıda bulunmak ve ülkemizin İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ve bilimsel alandaki durumunu eğitimimde öğrendiklerim ve gördüklerim kadarıyla karşılaştırarak sunmaktır. Mevcut yazı tamamıyla subjektif özellikte olup, herhangi bir resmi özellik taşımamaktadır.

Andreas Voss: Çalışkan Bir Akademisyen
Birlikte çalıştığım Prof. Dr. Andreas Voss, özellikle antimikrobiyal direnç ve infeksiyon kontrolü ile ilgili uluslararası alanda üne sahip bir akademisyen. Sürekli bir şeyler üretmek ve insan yetiştirmek üzerine kendini adamış bir akademisyen. Çok meşgul olmasına rağmen haftada bir gün akşam yemeği randevusu vererek hoca-öğrenci ilişkisinin yanı sıra sosyal olarak da bir akademisyenin olması gereken taraflarını gösterir gibiydi. Günde 3-5 saat ancak uyuma fırsatı bulabildiğinden her gün uykulu gözlerle bölüme gelerek aslında en büyük mesajı verir gibiydi. Nazik, neşeli ve güler yüzlü yapısı toplantılarını izlemeye gelen insanlarda yeni vizyona girmiş ya da çok konuşulan bir filmi izleme heyecanı oluşturuyordu. Kendisinin sürekli ülke içindeki ve dışındaki diğer meslektaşlarıyla iletişim halinde olması çok dikkatimi çekmişti. E-posta trafiği ve telefon görüşmeleri inanılmaz yoğundu. Belki de bizim bugüne kadar çok zayıf kaldığımız bir konu olan uluslararası iletişim ve kulis faaliyetleri olmazsa olmaz bir gerçek olarak kendini bir kez daha ortaya koyuyordu. Aynı alanda çalışmalar yapan ve tartışan insanların birbiriyle dost ilişkisi içinde sürekli irtibat halinde olması, konunun ülkemizdeki durum göz önüne alındığında ders alınacak nitelikteydi. Ne kadar çalışırsak çalışalım uluslararası alanda olmadan ve kulis faaliyetlerinde bulunmadan başarının bir yere kadar gelebildiği çok net gözüküyordu.

Temel Farkımız Ne?
Avrupa’daki bilim odaklı tıp anlayışı ile bizdeki hasta odaklı tıp anlayışının avantaj ve dezavantajları çok dikkat çekiciydi. Akademisyenlerin sürekli yayın üretme telaşında olmaları, bölümlerindeki işlerin genellikle bir alt basamaktaki asistan ya da teknisyen tarafından yürütülmesine sebep oluyordu. Bu durumun bölümdeki işlerin bazen yanlış ve hatalı sonuçlanmasına, kontrolsüzlüğüne ya da iş akışında aksaklıklara neden olabildiğini, hatta sorunları aktaracak muhatap bulunamamasına kadar varabildiğini gördüm. İlgili bölümler, dünyanın her yerinden gelen yüksek lisans, doktora öğrencilerine ve diğer bilim adamlarına laboratuvar desteği vererek uluslararası alanda isim yapmışlardı. Özellikle hasta sayılarının azlığı nedeniyle çok merkezli çalışmalar öne çıkmaktaydı. Bu çalışmaların planlanması ve yürütülmesi ülkemizden daha hızlı bir şekilde gerçekleşmekteydi. Oluşturdukları akademik gruplar haftada bir toplanarak çalışma planlamaları yapmakta, mevcut problem ve konuları tartışarak çözüm arayışlarına gitmekteydiler. Bu toplantılarda akademisyenlik titrinden çok bilimsel kanıtlar ve çok yönlü görüşler öne çıkmaktaydı. Herkesin görüşlerine pozisyonunun ne olduğu dikkate alınmadan saygı duyulmakta, ast konumdaki insanlar da saygı içerisinde, hadlerini aşmadan  düşüncelerini ve önerilerini gayet uygun bir dille sunabilmekteydiler. Bazen bir infeksiyon hemşiresinin bir profesörün önerilerini bilimsel ya da kanıtsal söylemlerle ötelediğini görebilmektesiniz. Bölümdeki malzemelerin alım-satımıyla hiçbir şekilde ne doktor ne de teknisyen uğraşmakta, sadece alınmasını istediği kalite ve nitelikteki ürünü belirtmekteydi. Yine alınan malzemenin fiyatını ne doktor ne de teknisyen bilmekteydi, bölümdeki doktor ya da akademisyenler biz bu ürünü tercih ediyoruz diyebilme hakkına sahiptiler. Sürekli yenilik ve süreci hızlandıracak ürün ve cihazların arayışı dikkat çekmekteydi.

Hollanda’nın nüfusu 16.5 milyon ve hastanelerdeki hasta yoğunluğu bizdekilerle karşılaştırıldığında bulunduğumuz binanın hastane olduğu konusunda şüphe oluşturacak kadar düşük bir hasta yoğunluğuna sahipti. Sağlık personeli ve hastane çalışanları genel olarak güler yüzlü, nazik ve işini sahiplenerek yapan insanlardı. Hastaların gayet sakin, sisteme uyumlu, önyargısız, doktora karşı resmi bir toplantı içindeymiş edasında saygılı ve şikayet konusuna da gayet uzak bir konumda olduklarına şahit oldum. Bu durum sayısal çokluğun değil insan kalitesinin ne kadar önemli ve ne kadar etkin olduğunu gözler önüne serer gibiydi. Tabi ki hastanedeki işleyiş ve personellerle ilgili problem ve sıkıntılar yok değildi. Bazen bu nasıl olur da böyle bir Avrupa ülkesinde olur dedirtecek kadar şaşırtıcı, bizde bu problem hayatta olmaz dedirtecek kadar uygunsuz şeylerle de karşılaşabiliyordunuz. Ancak bu problemler de kendi sistemleri içerisinde bir şekilde çözülmekteydi. İnsana güven esasına göre kurulmuş bu sistem içerisindeki iş akışı, sistemi istismar etmek isteyen insanlara pek de fırsat bırakmıyordu.

Bizim Güçlü Yanlarımız
Ülkemizdeki doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının pratiklilik ve iş becerileri konusundaki seviyesinin Avrupa’dakilerden daha iyi olduğunu düşünmekteyim. Açıkçası ülkemizin sağlık sistemindeki baz eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen, Avrupa’da yaşayan bir kişi olsaydım Türkiye’ de tedavi olmayı, doktor ve sağlık çalışanı kalitesi ve becerisi açısından tercih ederdim. Bu, ilk başta yukarıda anlattıklarıma tezatmış gibi gelebilir ancak otelcilik hizmeti ve sistemin her zaman iyi bir sağlık sistemi anlamına gelmediğini anlamak için ülkemizde yaşayan ve sürekli eleştirilerde bulunan bazı hastaların Avrupa’daki şartları görebilmesini açıkçası isterdim.

Antibiyotik Kullanımı
Antibiyotik kullanımı konusunda ciddi sınırlamalar mevcut olup, tüm antibiyotikler infeksiyon hastalıkları ya da klinik mikrobiyoloji uzmanlarının onayı ile verilmekteydi. Klinisyenler antbiyotik kullanımı ve infeksiyon hastalıkları konularında sürekli ilgili konsültanla temas halinde olup hiçbir şekilde ben bilirim tavrı içerisinde antibiyotik kullanımına gitmemekteydiler. Kısıtlı antibiyotik kullanımının düzeyi ülkemizdeki durumuyla karşılaştırıldığında ülkemizin antibiyotik cenneti olduğunu düşünmemek elde olmuyordu. Antibiyotik direnç hızlarındaki düşüklük bunun en güzel sonuçlarından biriydi. İnfeksiyon kontrol önlemleri konusundaki hassasiyetlerinin üst düzeyde olduğunu belirtmekle beraber hedeflenen başarıyı henüz elde edemedikleri de dikkat çekiciydi. Bunun en önemli sebebinin insan faktörünün ve sağlık personelinin infeksiyon kontrol önlemlerine olan inancındaki yetersizliğin olduğunu belirtmek isterim.

Yurt Dışına Gideceklere Önerilerim Var
Yurt dışına eğitime gidecek ya da gitmeyi planlayan arkadaşlara kesinlikle bir proje kapsamında gitmelerini ve birlikte çalışacakları hocanın vakit açısından uygunluğunu ve eğitimci olarak ilgi düzeyini gitmeden önce araştırmalarını öneririm. Zira yurtdışı eğitimi bazen vakit olarak uygun olmayan hocalarla hayal kırıklığı ile sonuçlanan bir yurtdışı deneyimine dönüşebilir. Eğitim süresini büyük bir fırsat olarak görüp her dakikasını mümkün olduğunca dolu geçirmek gerektiğini düşünmekteyim.

Sonuç
Sonuç olarak, ülkemizdeki sağlık hizmetlerindeki doktor ve sağlık çalışanlarının kalitesi ve iş becerisi konusunda iyi düzeyde olduğunu, ancak akademik alanda henüz çok geride olduğumuzu ve bunun için de ciddi bir eğitim ve işbirliği politikasının gerekliliğini ve sağlık sitemindeki problemlerin ancak doktor ve sağlık personeli işbirliği ile giderilebileceğini söyleyerek yazımı bitiriyorum. Bulunduğum süre içerisinde her türlü yardım ve desteği veren tüm Hollandalı dostlarıma selamlarımı iletirken, eğitimimi sağlayan Sağlık Bakanlığımıza, her türlü destekleri için Klinik Şefim Uzm. Dr. Taner Yıldırmak ve sürekli iletişimi ile desteğini esirgemeyen  değerli hocam Prof. Dr. Önder Ergönül’e  ve Türkiye sempatizanı Prof. Dr. Andreas Voss’ a teşekkürlerimi sunarım.

Uzm. Dr. Habip GEDİK
İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi
İnfeksiyon Hastaklıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği