Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

Kısıtlı Antibiyotik Kullanımı: İlk Verilerin Değerlendirilmesi

KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI DERNEĞİ RAPORU




 


Talimattaki adıyla EHU tarafından yazılabilecek antimikrobiyal ajanlar:




1-Antifungallerden amfoterisin B ve lipidli bileşikleri genel olarak hastane eczanelerinde bulunmadığından, Talimat sonrası kullanımda değişme ile ilgili yeterli veri elde edilememiştir. Konvansiyonel amfoterisin B’nin temininde güçlükler yaşanması, burada özel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.




2-Buna karşılık tüm kurumlardan parenteral flukonazol kullanımında %15-60 arasında değişen bir azalma olduğu bildirilmektedir. Ortalama azalma %30-40 dolaylarındadır.




3-Antiretroviral tedavide kullanılan ajanların çoğu hastane eczanelerinde bulunmadığı için bir değerlendirme yapılamamıştır. Aynı durum gansiklovir için de geçerlidir.




4-Vankomisin kullanımı, 9 hastanede %8-68 arasında azalma göstermiş; buna karşılık 4 hastanede %20-130 arasında artmıştır. Vankomisin kullanımında artış gözlenen iki hastanede buna paralel olarak teikoplanin kullanımının azaldığı görülmektedir. Sekiz hastanede teikoplanin kullanımı %8-74 oranında azalmış, üç hastanede artmış (bu hastanelerin ikisinde vankomisin kullanımı da artmıştır), birinde değişmemistir. Genel olarak glikopeptidlerin kullanımında azalma olmuştur; bu azalma %20-40 arasındadır.




5-İmipenem kullanımında dokuz hastanede %16-83 arasında azalma olduğu, üç hastanede %18-128 oranında arttığı (bu hastanelerin ikisinde meropenem kullanımında belirgin azalma vardır), birinde değismediği görülmektedir. Meropenem kullanımında 10 hastanede %16-84 arasında azalma izlenirken, üç hastanede %25-60 arasında artış (bu hastanelerin ikisinde imipenem kullanımında azalma) izlenmektedir. Genel olarak karbapenem kullanımındaki azalma %50 dolaylarındadır.




6-Piperasilin/tazobaktam kullanımında veriler çok değişken olup bazı kurumlarda azalma, bazılarında artış izlenmektedir. Genel olarak bu ajanın kullanımında artış olduğu söylenebilir.





 


A-72 kapsamındaki antimikrobiyaller:




1-Seftazidim hariç üçüncü kuşak sefalosporinlerin kullanımında %50-75 arasında genel bir azalma izlenmektedir. Seftazidim kullanımı bir hastanede artmış, ikisinde değişmemiştir. Genel olarak seftazidim kullanımında %20-45 arasında bir azalma vardır.




2-Sefepim kullanımında 7 hastanede %3-70 arasında azalma izlenirken, dört hastanede %21-89 arasında artış olmuştur.




3-Parenteral kinolonlar. Kaydı bulunan tüm kurumlarda levofloksasin kullanımında %48-80 arasında azalma olduğu görülmüştür. Siprofloksasin kullanımında yedi hastanede %11-99 arasında azalma olduğu, iki hastanede ise 2-4 kat arasında artış olduğu gözlenmektedir. Ofloksasinle ilgili bir hastaneden gelen veri bulunmaktadır; o da büyük oranda azalma olduğunu göstermektedir. Genel olarak parenteral kinolonların kullanımında azalma olmuştur.




4-Sefoperazon/sulbaktam kullanımında beş hastanede %20-60 arasında azalma izlenirken, altı hastanede %50-300 arasında değişen bir artış olduğu görülmektedir. Genel olarak bu ajanın kullanımının %100’ün üstünde arttığı söylenebilir.




5-Aminoglikozidlerle ilgili veriler de yeterli değildir. Amikasin kullanımı yedi hastanede %4-64 arasında azalırken, üç hastanede büyük artış göstermiştir. Genel olarak tobramisin ve netilmisin kullanımının %30 dolaylarında azaldığı, amikasinle ilgili verilerin çoğunlukla azalma yönünde olduğu söylenebilir.





 


Talimat uygulamalarının diğer antimikrobiyal ajan uygulamalarına yansıması:



1- Parenteral ampisilin/sulbaktam kullanımında %25-125 arasında değişen bir artış;




2-Birinci kuşak sefalosporinlerin kullanımında %10-200 arasında değişen bir artış;




3-Klindamisin ve metronidazol kullanımında %10-250 arasında değişen bir artış;




4-Gentamisin kullanımında artış izlenmektedir.





 


Sonuç:




Kuskusuz hastanenin niteliği ve yatan hastalıkların özellikleri de verileri etkileyen faktörlerdir.




Bu ilk veriler değerlendirildiğinde en belirgin değişimler, üçüncü kuşak sefalosporin kullanımında belirgin azalma; karbapenem ve glikopeptid kullanımında azalma; aminoglikozid kullanıminda amikasinden gentamisine doğru bir değişim; piperasilin/tazobaktam ve sefoperazon/sulbaktam kullanımında artma ve kısıtlama dışı kalan antimikrobiyallerde artma olarak söylenebilir. Kısıtlama dışında kalan antimikrobiyallere olan yönelme, bu ajanlar, nispeten daha dar spektrumlu olduklarından dolayı “direnç gelişmesi” açısından; ayrıca nispeten daha ucuz olduklarından dolayı “ekonomik açıdan” olumlu karşılanabilir.




Ayrıca Talimat yürürlüğe girdikten sonra hastanelerimizde istenen İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji konsültasyonlarının arttığı anlaşılmaktadır.





 


Bundan sonra ne yapılabilir?



Gelen yanıtlar değerlendirildiğinde, hastane eczane kayıt sistemlerinde sorun olduğu görülmektedir. Meslektaşlarımıza bu sorunun çözülmesi için çaba göstermek düşmektedir.




Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na ve Maliye Bakanlığı’na ilk değerlendirme sonuçları gönderilerek





  • uygulamanın önümüzdeki yıl da sürmesine ilişkin;

  • uygulamadaki bazi sorunlarin giderilmesine ilişkin ve örneğin



  • ayaktan parenteral antibiyotik tedavisi için İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanının mutlaka yer aldığı bir Sağlık Kurulu raporuyla glikopeptidlerin (teikoplanin) belirli indikasyonlarda kullanılabilmesi,

  • yeni antimikrobiyal ajanların ilk yıl mutlaka İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı onayıyla kullanılması,

  • sefoperazon/sulbaktamın da EHU kapsamına alınmasına ilişkin ek önerilerle birlikte;


  • eczane kayit sistemi oluşturulması ve

  • hastane eczanelerinde her gruptan en azından bir antimikrobiyal ajanın bulundurulmasının gerekliliğine ilişkin

bir Dernek görüşü sunulacaktır.




Daha sağlıklı verilerin böyle elde edilebileceği ve antimikrobiyal ajanların kullanımının ve bunun mikroorganizmaların direncine yansımalarının daha kolay izlenebileceği belirtilecektir.




İletilecek acil konular arasında, konvansiyonel amfoterisin B’nin temininde hemen hemen tüm kurumlarda sorun yaşandığı, bu nedenle onun yerine lipidli bileşiklerin kullanılmak zorunda kalındığı, ülke ekonomisine büyük ekonomik yük getirdigi açik olan bu sorunun çözülmesi gerektiği de yer alacaktir.





 


VERİ YA DA İLK DEĞERLENDİRME SONUÇLARINI GÖNDEREN MERKEZLER



Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi


Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi


Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi


Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi


Ege Üniversitesi Tip Fakültesi


Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi


İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi


İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi


Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi


Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi


Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi


Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi


Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi


Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi


Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi


S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi


S.B. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi


S.B. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi

SSK Okmeydani Eğitim Hastanesi