Şifremi Unuttum

Kızamık ve Aşısına İlişkin Açıklama


Kızamık; kızamık virusunun neden olduğu akut, ateşli ve çok bulaşıcı döküntülü bir infeksiyon hastalığıdır. Genel olarak aşılanmamış okul öncesi çocuklarda ve gelişmekte olan ülkelerde daha küçük yaşlarda sık görülür. Aşılanmamış ve virusla karşılaşmamış olan duyarlı kişilerin artması ile adölesan ve genç erişkinlerde de görülmektedir.


Ölüm oranı 5 yaşın altında özellikle 1 yaşın altında olan çocuklarda yüksektir (% 0.1). Ayrıca otitis media (orta kulak iltihabı), bronkopnömoni, sekonder bakteriyel infeksiyonlar gibi ciddi komplikasyonlar görülür.Kızamığın özel bir sağaltımı yoktur. Semptomatik sağaltım yapılır.



KORUNMA:




  • Epidemiler sırasında ateş ve nezle belirtisi gösteren çocukların izolasyonu, diğer çocuklarla temasın önlenmesi.

  • Çocuğun kullandığı çatal, kaşık, bardak gibi eşyaların ayrılması , dezenfeksiyonu ve bu işlemin hastalığın sonuna kadar devam ettirilmesi.



  • Aktif bağışıklama (Kızamık aşısı):




    • Dünya Sağlık Örgütü tüm çocuklara iki kere aşı yapılmasını önermektedir.

Buna göre: 1. doz 12-15. ayda,


2. doz 4-6 yaş veya 11-12. yaşta yapılmalıdır.





    • Dünya Sağlık Örgütü’nün hedefi 2007 yılında kızamığın elimine edilmesidir. Bu amaçla aşılama kampanyaları düzenlenmektedir. İnfeksiyon zincirinin kırılabilmesi için %94 aşılanma oranına ulaşmanın gerekli olduğu bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ülkemizde 2000 yılında aşılanma oranı %80’lerde olup; hastalık insidansı 100.000’de 10 civarındadır.




    • Çocuk ölümlerinden birinci sırada sorumlu olan, ancak aşılanma ile önlenebilir bir hastalık olan kızamıktan, 2 doz aşılanma ile %90-97 oranında korunmak olasıdır. Bu koruyuculuk en az 20 yıl kadar sürmektedir.




    • Aşının hazırlanma, kullanma ve saklanma koşulları:





      • Kızamık aşısı canlı atenüe bir aşıdır. Halen ülkemizde uygulanmakta olan aşı hücre kültürlerinden 22 pasaj ile edilen insan diploid Edmonston – Zagrep’tir.

      • Aşı flokonu ve sulandırma solusyonu +2 ila +8°C’de saklanmalıdır.

      • Sulandırma solusyonu dondurulmamalıdır.

      • Aşı sulandırıldıktan sonra 4 saat içinde kullanılmalıdır (Dünya Sağlık Örgütü bu süreyi en fazla 6 saat olarak belirtiyor).

      • Aşı flakonu mutlaka kendi solüsyonu ile sulandırılmalı , sıcaktan ve ışıktan korunmalı, üzerinde enjektör iğnesi saplı halde tutulmamalıdır.

      • Aşı subkutan yoldan 0.5 ml uygulanmalıdır.



o Aşının Kullanılmaması gereken durumlar:






      • İmmun yetmezlik (lösemi, lenfoma, yaygın malign hastalık, yüksek doz kortikosteoid kullanımı, radyasyon, HIV),

      • Gebelik,

      • Neomisin allerjisi,

      • Akut ve ağır ateşli durumlar (özellikle çocuklar),

      • Trombositopeni,

      • Tedavi altında olmayan aktif tüberküloz,

      • Son 3 ay içinde immunglobulin veya kan ürünü uygulanmış olanlar.


38°C’den düşük ateş, ishal, antibiyotik kullanımı, anne sütü alımı, penisilin allerjisi, topikal, aerosol veya lokal steroid kullanımı vb. durumlarda aşı yapılabilir.



o Yan Etkiler:





      • Enjeksiyon yerinde lokal reaksiyon: 0 – 2. günde ortaya çıkar. 10 dozda bir görülebilir.

      • Ateş: 6–12. günde görülür. Görülme sıklığı % 5–15 tir. 1-2 gün devam eder. 38°C’yi geçmez.

      • Döküntü: İlk 10 gün içinde % 5 oranında görülür. 2 gün sürer.

      • Ensefalopati : 6–12. günde ortaya çıkar. 3000 dozda bir görülür (bu oran doğal infeksiyonda 100 veya 200 olguda birdir).

      • Anaflaksi : 1 milyon dozda 1 defa görülür.

      • HIV pozitif olgularda pnömonitis görülebilir.


*Aşılanan kişilerin çıkartıları ile bulaş olmaz, aşılı kişiler çevreleri için tehlike oluşturmaz.


*Önceden aşılanmış veya kızamık geçirmiş kişilerin aşılanmasında bir sakınca yoktur.


*Erişkinlerde aşı reaksiyon sıklığı, çocuklardan daha fazla değildir.