
14 Nisan 2026
Norveçli bir adam, kardeşinden yapılan kemik iliği nakliyle HIV’den kurtularak tıp tarihine geçti. Hasta, nakilden 24 ay sonra antiretroviral tedaviyi bıraktı; o tarihten bu yana ise vücudunda virusa rastlanmadı.
63 yaşındaki bir Norveçli adam, kemik iliği nakli sonrasında HIV’den büyük olasılıkla kurtularak tıp tarihinine geçti.
“Oslo Hastası” olarak anılan bu kişinin başarısı, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacıların HIV tedavisi arayışına yeni bir soluk getiriyor. Vaka, 13 Nisan’da Nature Microbiology dergisinde yayımlandı.
Kardeşinden Nakledilen Kemik İliğinde HIV’e Dayanıklı Mucize Mutasyon Keşfedildi
Hastanın 2006 yılında, 44 yaşında iken HIV tanısı alan hastaya 2010’da antiretroviral tedavi (ART) başlandı. Tedavi, virusun kanda tespit edilemeyecek düzeye gerilemesini sağladı. Bu noktada hem hastalığın AIDS’e ilerlemesi hem de cinsel yolla bulaşma riski ortadan kalktı.
Ne var ki 2017’de hastanın sağlık durumu bozulmaya başladı ve kan sayımları hızla düştü. Bir yıl sonra kemik iliği kanseri olan miyelodisplastik sendrom teşhisi konuldu. Tedavi başta işe yarasa da hastalık nüksetti ve doktorlar tedavi amaçlı kemik iliği naklini önerdi.
HIV tedavisinde deneysel bir tedavi olarak kemik iliği nakli CCR5 delta 32 adı verilen bir mutasyondan faydalanılıyor. Bu mutasyon, HIV’in hücrelere sızmak için kullandığı bir yüzey proteinini işlevsiz kılıyor. Mutasyonun iki kopyasına birden sahip olan bireylerde bu protein fiilen devre dışı kalıyor ve virus, normalde birincil hedef aldığı bağışıklık hücrelerine giremez hale geliyor.
Mutasyonun her iki kopyasını da taşıyan uygun bir donör bulunamadığı için Oslo Hastası’nın 60 yaşındaki kardeşi kemik iliği nakli için gönüllü oldu. İşlem günü gelen test sonuçlarında ise kardeşin CCR5 delta 32 mutasyonunun iki kopyasını da taşıdığı keşfedildi.
Oslo Üniversitesi Hastanesi’nden hematoloji uzmanı Dr. Anders Eivind Myhre, Live Science‘a verdiği açıklamada şu bilgiyi paylaştı: Bir kardeşin nakil için uyumlu olma olasılığı %25’tir; Kuzey Avrupa nüfusunda bu mutasyonun çift kopya halinde bulunma sıklığı ise yalnızca %1 civarındadır. Myhre, nakil öncesinde kardeşin CCR5 durumundan haberdar olmadıklarını da belirtti.
“Piyangoyu İkinci Kez Kazandım”
Nakil sonrası süreçten sorumlu infeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Marius Trøseid, sonucu şöyle yorumladı: “Yeni bağışıklık sistemi sanki HIV ile hiç karşılaşmamış gibi davranıyor, onu tanımıyor.”
Bu bulgular doğrultusunda hasta, nakilden 24 ay sonra antiretroviral tedaviyi bıraktı. O tarihten bu yana virusun yeniden aktifleştiğine dair herhangi bir belirti görülmedi.
Hastanın “piyangoyu iki kez kazandım” dediğini aktaran Trøseid, vaka için “büyük olasılıkla tam iyileşme” değerlendirmesini yaptı. Bilim dünyasında tam iyileşme yerine “uzun süreli remisyon” kavramının kullanılmayı tercih edildiğini de vurguladı.
Bir hastanın resmi olarak iyileşmiş sayılması için gereken eşiğe dair henüz bir uzlaşı yok; ancak pratikte Oslo Hastası’nın artık virusu baskı altında tutmak için günlük ilaç almasına gerek kalmadı ve vücudunda HIV virusuna rastlanmadı.
Nakil Herkese Çözüm Olamıyor
Oslo Hastası’nın vakası mucizevi olsa da kemik iliği naklinin genel bir tedavi seçeneğine dönüşmesi mümkün görünmüyor. Prosedür son derece riskli ve dünya genelinde 30 milyonu aşkın HIV pozitif bireyin tamamına uygulanması da fiziksel ve ekonomik açıdan zorlayıcı.
Antiretroviral tedavi virusun çoğalmasını ve bulaşmasını etkin biçimde önlüyor; ancak ömür boyu ve düzenli şekilde alınması gerekiyor. Bu durum hem lojistik hem de mali açıdan ciddi bir yük oluşturuyor; HIV tanısıyla birlikte gelen damgalanma korkusu ise birçok kişinin tedaviye erişimini engelliyor.
Araştırmacılar şimdi gözlerini ilaçsız kontrol sağlayabilecek “fonksiyonel tedavi” seçeneklerine çeviriyor. Trøseid, mühendislik yoluyla üretilen antikorların bu yolda umut verici sonuçlar verdiğini belirtti. Avrupa’da ise EU2Cure adıyla uluslararası bir konsorsiyum kurularak benzer tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi için iş birliği başlatıldı.