
10 Şubat 2026
Antibiyotik direnci, küresel ölçekte hızla büyüyen bir halk sağlığı krizine dönüşüyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 milyon ölüm, antibiyotiklere dirençli enfeksiyonlarla ilişkilendiriliyor. ABD’de her yıl 2,8 milyondan fazla dirençli enfeksiyon görülürken, bazı vakalarda mevcut tüm antibiyotiklerin etkisiz kaldığı bildiriliyor.
Uzmanlar, bakterilerin zamanla ilaçlara karşı doğal olarak evrim geçirdiğini ancak antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımının bu süreci ciddi biçimde hızlandırdığını vurguluyor.
Sıradan infeksiyonların tedavisi zorlaşıyor, operasyonlar riskli hale geliyor
Dirençli bakterilerin yayılmasıyla birlikte sıradan infeksiyonların tedavisi zorlaşırken, rutin ameliyatlar ve hayat kurtaran tıbbi müdahaleler de giderek daha riskli hale geliyor.
“2050 yılına kadar antibiyotik direncine bağlı ölümler 39 milyonu aşabilir”
Küresel ölçekte yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direncine bağlı ölümler 39 milyonu aşabilir. Çalışma, 2022-2050 arasında bu tür ölümlerin yaklaşık %70 artacağını ve en büyük risk grubunu yaşlıların oluşturacağını ortaya koyuyor. Araştırmanın kıdemli yazarı Christopher Murray, antimikrobiyal direncin kalıcı ve büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor.
DSÖ: Kemoterapi, sezaryen ve organ nakli uygulamalarını da tehlikeye atıyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de bu sürecin yalnızca infeksiyon tedavisini değil, kemoterapi, sezaryen ve organ nakli gibi modern tıbbın temel uygulamalarını da tehlikeye attığını belirtiyor. Uzmanlara göre antibiyotik direnci artık yalnızca hastanelerin değil, tüm toplumun karşı karşıya olduğu bir kriz haline gelmiş durumda.
Dar spektrumlu ilaçlar kullanılarak direnç gelişimi azaltılabilir
Bilim insanları direnci yavaşlatmak için hızlı tanı teknolojilerine büyük önem veriyor. Yeni geliştirilen genom dizileme, yapay zekâ ve taşınabilir test sistemleri sayesinde infeksiyona neden olan bakteriler saatler içinde belirlenebiliyor. Bu da geniş spektrumlu antibiyotikler yerine yalnızca hedef bakteriyi yok eden dar spektrumlu ilaçların kullanılmasını sağlayarak direnç gelişimini azaltıyor.
Araştırmalar, klasik antibiyotiklerin ötesine geçen yeni tedavilere de odaklanıyor. Bakterileri hedef alan viruslar, CRISPR tabanlı gen düzenleme yöntemleri, antimikrobiyal peptitler, nanopartikül taşıyıcı sistemler ve mikrobiyom tedavileri geleceğin alternatif tedavileri arasında görülüyor. Uzmanlar, tek bir mucize ilaç yerine çok yönlü bir mücadele yaklaşımının şart olduğunu vurguluyor.