Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

“İstanbul Sözleşmesi Sadece Kadınların Değil Tüm Toplumun Yararınadır”

Pandemi süresince hem salgın kontrolünde hem de hastaların takip ve tedavilerinde esas rolü oynayan infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji hekimlerinin uzmanlık derneği KLİMİK (Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hatsalıkları Derneği)’in toplam 2447 üyesinin 1495’i  (%61) kadındır. Kadınların sadece veya önce anne değil insan olduğunu bildiriyor, İstanbul Sözleşmesi’nin tüm amaçlarının ve getirdiği yükümlülüklerin hem kadınların hem de toplumun yararına olduğunu ve yürürlükte kalması gerektiğini düşünüyoruz. Unutulmamalıdır ki kadınları önemsemeyen, geri bırakan bir toplum tek kanatla uçmaya çalışan bir kuş gibidir.

İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir.  Sözleşme, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek üzere temel standardları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirlemektedir. Sözleşmeye taraf devletleri hukuki olarak bağlar. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Temelde, kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunun ve bu eşit olmayan güç ilişkilerinin, erkeklerin kadınlara üstünlüğüne, kadınlara karşı ayrımcılık yapmalarına ve kadınların tam anlamıyla ilerlemelerinin engellenmesine yol açtığının bilincinde olarak, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmayı ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır.

Sözleşmenin beş ana amacı;

  • Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi,
  • Şiddet mağdurlarının korunması,
  • Suçların kovuşturulması,
  • Suçluların cezalandırılması,
  • Kadına karşı şiddetle mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili iş birliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir.

Sözleşmeye imza atan devletlerin genel yükümlülükleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirler alınması,
  • Bu Sözleşmenin kapsamında kalan her türlü şiddet eylemini önleyecek gerekli yasal ve diğer tedbirlerin alınması,
  • Yukarıdaki maddeyle alınan tüm tedbirlerle, hassas konuma gelmiş insanların ihtiyaçlarının göz önüne alınması ve karşılanmaya çalışılması ve tüm tedbirlerin merkezinde mağdurların insan haklarının yer alması,
  • Özellikle gençler ve erkekler olmak üzere, toplumun tüm bireylerinin bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet olayının önlenmesine aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeye yönelik gerekli tedbirlerin alınması,
  • Kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasının temin edilmesi,
  • Kadınların güçlendirilmesine yönelik program ve faaliyetlerin yaygınlaştırılması için gerekli tedbirlerin alınması.

İmza atan devletler, bu yükümlülükleri, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulayacaklarını taahhüt etmiş olmaktadırlar. Yani bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülkiyet, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanması sağlanmalıdır.

Sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri de denetim mekanizmalarının bulunmasıdır.

Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı gibi, İstanbul Sözleşmesi, toplumda eşit hak ve özgürlüklerin sağlanması bağlamında çok önemli bir dayanaktır. İstanbul Sözleşmesi’nin tüm amaçlarının ve getirdiği yükümlülüklerin hem kadınların hem de toplumun yararına olduğunu ve yürürlükte kalması gerektiğini bildirmek isteriz.

Klimik Derneği Yönetim Kurulu