Doğrulama için verilen süre doldu. Lütfen yenileyin.

Şifremi Unuttum

Zika Virusu Türkiye’yi Tehdit Ediyor mu?

Zika Virusu Türkiye'yi Tehdit Ediyor mu

Zika virüsü Türkiye’yi tehdit ediyor mu? İşte cevabı…

DHA logo
01.02.2016
Öykü Altuntaş-Güven Usta / İstanbul (DHA)

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül, Zika virüsünün Türkiye için henüz ciddi bir tehdit oluşturmadığını, ancak salgın bölgelerine seyahat eden gebelerin risk altında olacağını söyledi.

 

Bu video Adobe Flash Player’ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

 


 

DHA’nın sorularını yanıtlayan Amerikan Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölüm Başkanı Ergönül’e göre, Güney Amerika’yı sarsan virüsün bulaşmasına sebep olan Aides türü sivrisineğin Türkiye’de bilimsel çalışmalarda çok az sayıda tespit edilmiş olması, uzmanları rahatlatıyor.

Ancak, Avrupa’dan salgın bölgelerine ziyaret eden turistlerde de virüsün saptanmış olması, riskin sürdüğünü gösteriyor.

Ergönül, “Dünya çok küçük olduğu ve seyahat artık çok daha kolay olduğu için Türkiye’den gidenler de tıpkı Danimarka veya İsviçre’den gidenler gibi enfekte olabilirler” diye uyardı.

Zika virüsü, sadece Türkiye’nin değil, hastalığın görüldüğü Batı dünyasının da yeni tanıştığı bir hastalık. Oysa Zika, ilk kez Uganda’da 1947’de saptanmış ve ardından Afrika’ya yayılmış ve bir şekilde Güney Amerika’ya geçmiş bir virüs.

Zika, Amerika, Danimarka İngiltere ve İsviçre’de bu bölgelere seyahat etmiş kişilerde de saptanarak, küresel endişeleri artırdı.

“Virüsün ölüm oranı, sıfıra yakın”

Virüs, gebelere sivrisinek sokması ile bulaşıyor ve bebeğin beyin gelişimini engelleyerek kusurlu doğumlara sebep olabiliyor. Brezilya’da yapılan çalışmalara göre, “özellikle gebe kadınlarda, eğer enfekte olunmuşsa, olmayanlara göre 20 kat daha fazla mikrosefali, yani beyin ya da kafa küçüklüğü riski var”.Ergönül, “Virüsün ölüm oranı, sıfıra yakın ve literatürde bildirilen bu ölümlerin, üzerine eklenen başka problemler nedeniyle gerçekleştiği biliniyor” diye açıkladı.

Bunun yanında, “Gebelerde mikrosefali görülmesi, dolayısıyla beyinsel gelişimin zarar görmesi insanları etkiledi” diye sözlerini sürdüren Ergönül’e göre, benzer şekilde yayılan bambaşka virüsler de söz konusu.

Dang Ateşi (Dengue Fever), Chikungunya ateşi, yine tropik ve ılıman iklimlerde bulunan Batı Nil virüsü ve ülkemizde de görülen tatarcık humması, bunlardan bazıları.

Prof. Dr. Ergönül’e göre Zika ise, “çok hızlı yayılmasıyla dikkat çekti.”

“Grip benzeri bulgulara dikkat edilmeli”

Önder Ergönül ayrıca, Zika virüsünün “iyi seyirli bir hastalık” olması ile öne çıktığını söyledi. Ergönül’e göre, hastalık grip benzeri bulgularla kendini gösteriyor.

Prof. Dr. Ergönül, “Yaygın kas ağrısı, halsizlik, ateş, gözlerde kızarıklık gibi bulgular varsa ve o bölgeye seyahat öyküsü varsa, hekim arkadaşlarımız ve vatandaşlarımızın çok dikkatli olmaları gerekir” diye çağrı yaptı.

“İnsandan insana enfeksiyon yapması mümkün değil”

“Sivrisinekler olmaksızın insandan insana enfeksiyon yapması mümkün değil” diye sözlerini sürdüren Ergönül, bunun ancak virüsün evrim geçirmesi sonucu olabileceğini söyledi. Ergönül’e göre, henüz bu mutasyon gerçekleşmedi; ama risk devam ediyor.

Peki Türkiye’de kurumlar bu olası salgın tehdidi için nasıl önlem alabilir?

Ergönül, “Sağlık Bakanlığı’nın tehdit oluşturan bölgelere seyahati ertelemek ya da iptal etmeyi önermesi mantıklı. Ama aslen, bunun iyi seyirli bir hastalık olduğu hatırlanmalı” dedi ve şöyle devam etti:

“Gebe olmadıktan sonra bu bölgelere seyahat kısıtlamasına gerek yok. Ancak vaka görülürse, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı kurumu aracılığıyla serum örnekleri alınarak, incelenmesi gerekecektir.”

“Henüz özel bir tedavi ya da antiviral ilacı yok”

“Henüz özel bir tedavi ya da antiviral ilacın söz konusu olmadığını” hatırlatan Önder Ergönül, “Influenza” virüsüne karşı verilen ilaçların erken kullanılması ile, hastalığın daha kolay geçirilebileceği önerisinde bulundu. Bunun, destek tedavi ile sınırlı olduğunu ise vurguladı.

Önder Ergönül, “Böyle iyi seyirli bir hastalık için aşı üretmek çok anlamlı gözükmeyebiliyor. Bir aşının üretilmesi, yaklaşık 5 ila 10 sene arasında sürüyor ve kendiliğinden sonlanan bir hastalık için buna ihtiyaç kalmayabilir. Bu konuda, Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarılarıyla yetiniyoruz” dedi.

“Bu sivrisinekler daha sıcak ve kurak yerlerde görülüyorlar

Ergönül, bilim insanlarının tartıştığı küresel ısınma ile Zika virüsü arasındaki olası bağlantılara ilişkin görüşlerini ise şöyle açıkladı:

“İklim değişikliğinin eklem bacaklı denilen sivrisinek ve kenelerin yaşam döngüsünü etkilediği doğru. Ancak hangi yönde etkileyeceği matematiksel modellemelerle kestirilemez. Coğrafya elbette iklime göre kayabilir. Sonuçta bu sivrisinekler daha sıcak ve kurak yerlerde görülüyorlar. Ancak bu, ancak sakin bir şekilde bilim insanlarının yıllar içerisinde izlemesiyle ortaya çıkabilir.”

 

‘Zika virüsü Türkiye için henüz tehdit değil’

posta logo
DHA
1 Şubat 2016

Sivrisineklerden geçen ve anneye bulaşması halinde bebekte beyin hasarına neden olan Zika virüsünün Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturmadığını söyleyen Prof. Önder Ergönül, ‘Ancak salgın bölgelerine seyahat eden gebeler risk altında olabilir’ dedi.

'Zika virüsü Türkiye için henüz tehdit değil'

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül, Güney Amerika’yı sarsan ve Avrupa’da da yayılan Zika virüsünün bulaşmasına sebep olan Aides türü sivrisineğin, Türkiye’de bilimsel çalışmalarda çok az sayıda tespit edilmiş olmasının uzmanları rahatlattığını söyledi.

Ancak, Avrupa’dan salgın bölgelerine ziyaret eden turistlerde de virüsün saptanmış olması, riskin sürdüğünü gösteriyor.

DHA’ya konuşan Ergönül, “Dünya çok küçük olduğu ve seyahat artık çok daha kolay olduğu için Türkiye’den gidenler de tıpkı Danimarka veya İsviçre’den gidenler gibi enfekte olabilirler” diye uyardı.

Zika virüsü, sadece Türkiye’nin değil, hastalığın görüldüğü Batı dünyasının da yeni tanıştığı bir hastalık. Oysa Zika, ilk kez Uganda’da 1947’de saptanmış, ardından Afrika’ya yayılmış ve bir şekilde Güney Amerika’ya geçmiş bir virüs.

Zika, son olarak Avrupa’da da yayılmaya başlayarak küresel endişeleri artırdı.

‘VİRÜSTEN ÖLÜM ORANI, SIFIRA YAKIN’

Virüs, gebelere sivrisinek sokması ile bulaşıyor ve bebeğin beyin gelişimini engelleyerek kusurlu doğumlara sebep olabiliyor. Brezilya’da yapılan çalışmalara göre, özellikle gebe kadınlarda, eğer enfekte olunmuşsa, olmayanlara göre 20 kat daha fazla mikrosefali yani beyin ya da kafa küçüklüğü riski var.

Ergönül, “Virüsün ölüm oranı sıfıra yakın ve literatürde bildirilen bu ölümlerin üzerine eklenen başka problemler nedeniyle gerçekleştiği biliniyor” dedi.

Bunun yanında, “Gebelerde mikrosefali görülmesi, dolayısıyla beyinsel gelişimin zarar görmesi insanları etkiledi” diye devam eden Ergönül’e göre, benzer şekilde yayılan başka virüsler de söz konusu.

Dang Ateşi (Dengue Fever), Chikungunya ateşi, yine tropik ve ılıman iklimlerde bulunan Batı Nil virüsü ve Türkiye’de de görülen tatarcık humması, bunlardan bazıları.

Prof. Dr. Ergönül’e göre Zika ise, çok hızlı yayılmasıyla dikkat çekti.


Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül.

‘GRİP BENZERİ BULGULARA DİKKAT EDİLMELİ’

Önder Ergönül ayrıca, Zika virüsünün “iyi seyirli bir hastalık” olması ile öne çıktığını söyledi. Ergönül’e göre, hastalık grip benzeri bulgularla kendini gösteriyor.

Prof. Dr. Ergönül, “Yaygın kas ağrısı, halsizlik, ateş, gözlerde kızarıklık gibi bulgular varsa ve o bölgeye seyahat öyküsü varsa, hekim arkadaşlarımız ve vatandaşlarımızın çok dikkatli olmaları gerekir” diye uyardı.

‘İNSANDAN İNSANA ENFEKSİYON YAPMASI MÜMKÜN DEĞİL’

“Sivrisinekler olmaksızın insandan insana enfeksiyon yapması mümkün değil” diye sözlerini sürdüren Ergönül, bunun ancak virüsün evrim geçirmesi sonucu olabileceğini söyledi. Ergönül’e göre, henüz bu mutasyon gerçekleşmedi ama risk devam ediyor.

PEKİ TÜRKİYE’DE KURUMLAR BU OLASI SALGIN TEHDİDİ İÇİN NASIL ÖNLEM ALABİLİR?

Ergönül, “Sağlık Bakanlığı’nın tehdit oluşturan bölgelere seyahati ertelemek ya da iptal etmeyi önermesi mantıklı. Ama aslen, bunun iyi seyirli bir hastalık olduğu hatırlanmalı” dedi ve şöyle devam etti:

“Gebe olmadıktan sonra bu bölgelere seyahat kısıtlamasına gerek yok. Ancak vaka görülürse, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı kurumu aracılığıyla serum örnekleri alınarak incelenmesi gerekecektir.”

‘HENÜZ ÖZEL BİR TEDAVİ YA DA ANTİVİRAL İLACI YOK’

Özel bir tedavi ya da antiviral ilacın söz konusu olmadığını hatırlatan Önder Ergönül, “Influenza” virüsüne karşı verilen ilaçların erken kullanılması ile, hastalığın daha kolay geçirilebileceği önerisinde bulundu. Bunun, destek tedavi ile sınırlı olduğunu vurguladı.

Önder Ergönül, “Böyle iyi seyirli bir hastalık için aşı üretmek çok anlamlı gözükmeyebiliyor. Bir aşının üretilmesi, yaklaşık 5 ilâ 10 sene sürüyor ve kendiliğinden sonlanan bir hastalık için buna ihtiyaç kalmayabilir. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarılarıyla yetiniyoruz” dedi.

‘BU SİVRİSİNEKLER DAHA SICAK VE KURAK YERLERDE GÖRÜLÜYOR’

Ergönül, bilim insanlarının tartıştığı küresel ısınma ile Zika virüsü arasındaki olası bağlantılara ilişkin görüşlerini ise şöyle açıkladı:

“İklim değişikliğinin eklem bacaklı denilen sivrisinek ve kenelerin yaşam döngüsünü etkilediği doğru. Ancak hangi yönde etkileyeceği matematiksel modellemelerle kestirilemez. Coğrafya elbette iklime göre kayabilir. Sonuçta bu sivrisinekler daha sıcak ve kurak yerlerde görülüyorlar. Ancak bu sakin bir şekilde bilim insanlarının yıllar içerisinde izlemesiyle ortaya çıkabilir.”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Amerika kıtasında bir yıl içinde 3-4 milyon kişinin kusurlu doğumlara neden olduğu sanılan Zika virüsünden etkileneceği tahmininde bulunmuştu.

Brezilya’da salgın şeklinde ilk kez 2015’in mayıs ayında görülen Zika virüsünü taşıyan sivrisinek türü Aedes’in, Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkelerde görüldüğü belirtiliyor.

Ateş, gözlerde kızarma, kusma, döküntü, baş, kas ve eklem ağrısı gibi belirtileri bulunan hastalığın özgün bir tedavisi ve önleyici aşısı yok.

DSÖ, Tropikal Afrika, Güneydoğu Asya, Pasifik Adaları, Orta ve Güney Amerika’da Zika virüsünün görüldüğünü bildirmiş ve yayılmaya devam ettiği konusunda uyarmıştı.